<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Şarköy Gazetesi &#187; Hilmi DİNÇER</title>
	<atom:link href="http://www.sarkoygazetesi.com/author/hilmi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.sarkoygazetesi.com</link>
	<description>Şarköy&#039;de Salı ve Cuma Günleri Yayınlanan 40 Yıllık  Siyasi Gazet</description>
	<lastBuildDate>Fri, 18 May 2012 16:54:17 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>HIDIR KÖYLÜ HIDIR&#8217;IN HİKÂYESİ..</title>
		<link>http://www.sarkoygazetesi.com/hidir-koylu-hidirin-hikayesi.html</link>
		<comments>http://www.sarkoygazetesi.com/hidir-koylu-hidirin-hikayesi.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 06 Apr 2011 08:10:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Hilmi DİNÇER</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hilmi DİNÇER]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sarkoygazetesi.com/?p=2004</guid>
		<description><![CDATA[YIL İKİBİN İKİ! BU GÜN DEĞİŞEN NE?) HIDIR;İpsala’nın Hıdır Köyünde yaşayan, yirmi dört yaşında ,orta boylu,adaleli yapılı,  siyah saçlı ve saçlarına inat mavi gözlü ve de hani “ amele yanığı” derler ya, örtemediği yerleri temmuz güneşinden kavrulmuş, ama; güneşten korunan yerleri bembeyaz olan, yağız bir delikanlı&#8230;.Hıdır, lise terk..Her iş günü gidip gelmek zorunda olduğu İPSALA [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1>YIL İKİBİN İKİ! BU GÜN DEĞİŞEN NE?)</h1>
<p>HIDIR;İpsala’nın Hıdır Köyünde yaşayan, yirmi dört yaşında ,orta boylu,adaleli yapılı,  siyah saçlı ve saçlarına inat mavi gözlü ve de hani “ amele yanığı” derler ya, örtemediği yerleri temmuz güneşinden kavrulmuş, ama; güneşten korunan yerleri bembeyaz olan, yağız bir delikanlı&#8230;.Hıdır, lise terk..Her iş günü gidip gelmek zorunda olduğu İPSALA LİSESİ’ne, ekonomik nedenlerle, bir gün gidemez olmuş. Bırakmış okumayı ve çiftçiliğe başlamış. Yaşı geldiğinde de askere alınmış ve Malazgirt’te askerlik görevini tamamlayarak, köyüne dönmüş&#8230;Dönmüş ve sevdalısı Sıdıka’yı kendisini bekler bulmuş&#8230;.! Söz’dü, Nişan’dı derken Hıdır geçtiğimiz kasım ayında Sıdıka ile evlenmiş&#8230;.Karısıyla mutlu günler süren Hıdır  Keşan’a geldikçe; karısına harman veresiyesi çeyiz düzdüğü mağaza sahibine uğruyor, hoş beş ediyor ve hatta ufak tefek ihtiyaçlarını, gene harman veresiyesi olarak, bu mağazadan karşılıyormuş.</p>
<p>Elli dekar buğdayını biçtikten sonra, evdeki iki ineğe bakmaktan başka işi kalmayan Hıdır Temmuz’un bu yakıcı ve boğucu sıcağından biraz olsun kurtulmak için kerpiçten yapılmış eski köy kahvesine gitmeyi,  uygun buldu. Ne kadar olsa bu bunaltıcı sıcaklara rağmen kerpiç yapılar diğer yapılara göre, serin oluyordu&#8230;Kahvede oturan altı genci ve üç yaşlı köylüyü selamlayarak kahveye giren Hıdır,canı kimseyle konuşmak istemediğinden, köşedeki cam kenarına yerleştirilmiş tahta masaya giderek,oturula oturula üzerindeki kirler neredeyse bir cila görevi görmeye başlayan , tahta sandalyelerden birine adeta tünedi&#8230;.! Kahvenin penceresinden saman balyası yüklü bir traktörü izlerken; saman bu hale gelene kadar ne sıkıntılar çekiliyor diye düşündü ve  bir an arkasına yaslanmak istedi ama; altındaki tahta sandalye kırılacakmış gibi gacırdayan bir ses çıkarınca, hemen toparlandı ve gene tüneme durumunu aldı ve sandalyeye ağırlığını vermemeye çalışarak, oturmasını sürdürdü&#8230;..Rahat değildi Hıdır&#8230;..Sıkıntılı bir sesle kahveciye:“Üseyin bana bir çay ver” dedi. Hüseyin, kahvede fazla müşteri olmaması nedeniyle, kaynaya kaynaya katran gibi olan bir bardak çayı Hıdır’ın önüne sürdü..! Köyde çay yüz yirmi beş bin liraydı. Hıdır harareti keser düşüncesiyle tek şekerli olarak içmek istediği çayın şekerini karıştırırken, bir anda içini kaplayan sıkıntının artması nedeniyle; derin derin nefes almaya başladı. Kahveye girerken gördüğü ve boğucu sıcaktan korunmak nedeniyle,kahve önündeki ağacın gölgesine sığınan ve de dilinin neredeyse tamamı dışarda olarak, kesik kesik hızla soluyan köpekten tek farkı; dilinin dışarıda olmamasıydı! Önündeki çaya bakarak; daha derin bir nefes aldı..Adeta çay falına bakar,çayla konuşur gibiydi Hıdır&#8230;Çay  yüz yirmi beş bin liraydı ve o ürettiği ve de Keşan’daki çeyiz mağazasına olan borcundan dolayı bir an evvel satmak zorunda  olduğu , tüccarın ise; süneydi, kıldı,yapağıydı v.s. gibi bahanelerle neredeyse bedava almak istediği buğdayını yüz otuz beş bin liraya satmayı başarmıştı.! Bir an; için için güldü ve içersindeki alaylı gülüş yüz kaslarının gevşemesine sebep olduğundan dudakları hafifçe aralandı. Elinde olmayarak da başını iki yana salladı. Gören Hıdır’ın kendi kendine konuştuğunu zannederdi! Gerçekte de; Hıdır sessizce kendisiyle konuşuyordu&#8230;” Ulan Idır sıkma canını,kasabadaki çaydan pahalı satamadın ama; köydeki çaydan pahalıya sattın buğdayını.!&#8221; Yüzündeki yumuşak ifade kaybolmuş, yerine sert bir ifade gelmişti. Dişlerini sıkmaya başladı&#8230;.Gerilmiş bir yay gibiydi&#8230;İçinden çay bardağını duvara vurmak geçti..ve avucunda sıkmakta olduğu bardak neredeyse kırılacaktı “Yetmiyu&#8230;&#8230;.Yetmiyu&#8230;.” dedi, kendi kendine. Evet, buğday geliri evlilik için yaptığı harcamaları karşılamaktan ve seneye yapacağı çiftçilik masraflarını karşılamaktan çok uzaktı.Tanrı’yı ararcasına gözlerini tavana dikip, tekrar düşünceye daldı. Düşündükleri bu kez isteği dışında dudaklarından sesli döküldü ortaya&#8230;.Bu memlekette bir şeyler ters gidiyordu . Kafasını hızlı hızlı kaşıdıktan sonra, başını iki elinin arasına aldı ve bir müddet öylece kaldı&#8230;.Gözlerini bir an kapayınca kendisini sonsuz bir karanlığın içinde hissetti&#8230;..Karanlık, çaresizlik,umutsuzluk hep bunları çağrıştırıyordu beyni. Daha fazla dayanamayarak açtı gözlerini ve tekrar ışık ile tanıştı. “ Evet ışık, bir ışık, mutlak bir çözüm olmalı ve bizler bi yerlerde yanlış yaptık&#8230;” diye düşünürken, Hıdır’ın sıkıntılı halini sezen Hasan dayı yavaşça O’nun yanına sokulmuş ve elini omuzuna atarak: “ Ne düşünürsün be Idır&#8230;? Karadeniz’de gemilerin mi battı&#8230;.!” diyerek Hıdır’ın yanındaki tahta ve de bağlantılarının gevşemesi nedeniyle; otururken gıcırdayan, sandalyeye ilişti&#8230;</p>
<p>Hasan dayı; köydeki en yaşlı birkaç ihtiyardan biriydi ve yaşı yetmiş beşti. Alçak boylu biriydi.Yıllarca omzunda;nedenini hiç düşünmeden, taşıdığı yüklerden dolayı bacakları pergelleşmişti.Tıknaz vücudunun üzerine yerleşmiş küçük kafasındaki saçlar beyazlaşmış ama; hala dökülmemişti.Son yıllarda Cami’ye gitmeye başlaması nedeniyle olsa gerek,yüzünde bıraktığı hafif sakal O’na kaçınılmaz bir sempati duyulmasına sebep oluyordu..! Üzerinde toplar damarların belli olmaya başladığı, kısa kalın parmaklı ve hala nasırlardan kurtulamamış eliyle Hıdır’ın arkasına vurarak: “ Abe kızan ne derdin var senin” dedi. Köy yerinde her kez bir birinin halini bildiğinden saklamaya gerek yoktu ve Hıdır;buğdayı ve de karşılayamadığı borçlarını anlattı Hasan Dayı’ya.Derdini  anlatmış ve paylaşmış olmanın verdiği rehavetle hafif gevşemeye başlayan Hıdır’a “ Abe kızanın düşündüğüne bak. Abe bi kapıyı kapayan Alla  öbür kapıyı açarmış&#8230;” diye söze başlayan ve bir zamanlar bir partinin delegeliğini de yapmış olan Hasan Dayı sözlerine şöyle devam etti:” Abe Idır; önümüzde ne var.? Seçim var&#8230;.Seçim nedir? Para demektir. Şimdi mebuslar ortaya çıkacak ve kendilerini seçmemiz için bize para verecekler..Ayrıca; Ükümet de kesenin azını açacak. E.. elbette bu işlerden senin,benim payıma da bi şeyler düşer beya&#8230;.!”  Kısa bir sessizlik oldu. Hıdır bir cevap vermeyince, Hasan Dayı devam etti: “ Abe oylamızı unlara bedava mı vercez? Elbet bunun bi karşılığı olcak.Yoksa bu köye iç  uramasınlar valla&#8230;.Bi sürü aday olcak. Elbet birine senin durumunu açar,derdine bi çare bulmaya çalışırız be kızan&#8230;..! Üzülme üzülme  er şeyin bi kolayı vardır&#8230;.!” Bu sözler yerini, Hıdır’ın kafasında tam tamlar çalarken,   gene  bir sessizliğe bıraktı..Hava sıcak çok sıcaktı ve Hıdır için kurşun gibi ağırlaşmaya başlamıştı&#8230;Bir an göğsünün daraldığını hissederek,derin nefes aldı. Kafasından  binlerce soru ve binlerce söz geçti birkaç saniye içinde aklından geçenleri Hasan Dayı’ya anlatmak istedi ama; O’nu kırabileceği kaygısıyla vazgeçti.Yutkundu.Boğazındaki düğümü çözdü..Konuşmalıydı..Her şeye rağmen konuşmalıydı..Derin bir göğüs geçirdikten sonra; alçak bir ses tonuyla konuşmaya başladı :</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>- Bak Asan Dayı; bilirsin seni sever ve sayarım. Ama; süleceklerimi sakın yanlış anlama &#8230;</p>
<p>- Bilmez miyim be Idır.(Hasan Dayı bunları söylerken burnun ucuna konan kara sineği kovmak için elini burnuna doğru kaldırmış ve daha sonra kaçan sineği yakalamak amacıyla başını havaya kaldırarak boşluğa bir tokat atmıştı. Başını kaldırdığında; kamışların sıvanmasıyla yapılan kahvenin tavanından kopan bir parça kuru çamur da gözüne kaçmıştı.) Buna sinirlenen Hasan Dayı: Abe şu kavenin aline bak. Abe ayvan balasan durmaz burda. Ama; biz geliyuz işte.(Dışarıdaki ağaç gölgesinde yatan köpek,O’nun bu sözlerini anlamışçasına, hafif esneyerek tembel tembel havladı&#8230;) Nese, adi anlat bakalım Idır.</p>
<p>- Bak Asan dayı: Seçim var ve oylarımızın karşılığı para alacağız ve günlük dertlerimizi çözecez, diyosun. Ne demek bu be Asan dayı..? Bu ne kadar kötü,ne kadar çirkin bir şey bunu anlamayumusun.? Siz yıllarca böyle yaptınız.İşte geldimiz yer. Ani geçtimiz yıllarda alimiz iyidi.? Bi yıl borçlamızı istedile, epimiz apıştık kaldık. Bu mu iyi durum.! Oy satmak ne demek.? Bunun etini satuyu deye aşaladımız kadınların yaptıından ne farkı var..? Atta onlar sadece kendilene zarar veruyu&#8230;Oysa sattımız er oy bütün ülkenin kaderini etkiliyu ve atta tam temsil edilemedimiz için epimize zarar veriyu. Oy namus olmalı&#8230;Çok iyi düşünülüp,inanarak verilmeli.</p>
<p>- Idır ne yani, şimdi bütün yaşadıklarımızın suçlusu biz miyiz..?</p>
<p>- İçimden suç sizde değil demek geliyu ama; suç sizde be Asan dayı. Olmadı&#8230;Yıllardır beceremediniz ve ep kandırıldınız.Ep küçük esaplar peşinde koştunuzdan, esası bi türlü göremediniz&#8230;Gerçi sizlerin bu duruma düşmesine sebep olanlar da en az sizin kadar suçlu. Çünküm; onlar kendi iktidarları uruna alkımızı cail bıraktıla&#8230;Bak Asan dayı; partiler oy pusulalandaki ayvan resimlerini,ani ne derler:işaretlerini kaldırsınlar; bu ülkenin yüzde altmışı oy kullanamaz.Neden dersen..? Alkımızın çou da okuma yazma bilmiyu. He yalan mı diyum..?</p>
<p>- Valla duru dersin be kızan. Bizi çok cail bıraktı bunlar.</p>
<p>- Sona; oylamızı satmasak da biz istedimizi seçemiyozki..Baştakile ne dese , bize kimi derlese unları seçiyoz. Sona da bi türlü meclis veya ükümet bizim olamıyo, oralada temsil edilemiyoz. Yani; bu seçim kanunu mutlaka deişmeli. Ben istedimi seçmeliyim&#8230;.Demokrasi ona derim ben&#8230;.</p>
<p>- Peki be Idır bu düzen demokrasi düzeni diil mi? Siz bilmezsiniz . İnönü  bize çok çektirdi&#8230;.</p>
<p>- Bu demokrasi isik,yeterli diil. Azımıza bi parça bal çalıp,bırakmışla&#8230;Em demokrasi İnönü zamanında başladı ama; gelenler onu geliştiremedile&#8230;.Ep yerimizde saydık..Em iyi ve demokrasi ile yönetilmişsek bu askerle neden darbe yaptı be Asan dayı..? Bu millet; tek silahı olan oy’una mutlak saip çıkmalı ve temsil edilme yollarını aramalı.</p>
<p>- Bu ükümet de bizi epten de batırdı be kızan&#8230;.!</p>
<p>- Ne kızıp,söyleniyonuz.? Onları siz seçmedinizmi.? Ama; günlük çıkarlanız için oylanızı satıp, mebus seçtinizi zannettiniz&#8230;.! İşte alimiz &#8230;. Ben onu bunu bilmem Asan dayı ; NE KA EKMEK, O KA KÖFTE&#8230;..Benim adım Idır ben bunu bilir, bunu sülerim&#8230;..Adi bana evvalla&#8230;&#8230;</p>
<p>- Idır, Idır dur beya nereye gidiyosun ? Yani şimdi ülke&#8230;&#8230;. bizim oyla&#8230;..yani bizim oyla mı&#8230;&#8230;? Idır du be kızan&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;</p>
<p>21.temmuz.2002                                                                         Hilmi Dinçer</p>
<p>&nbsp;</p>
<strong>Share this Post</strong><small><a alt="" href="http://www.picturesurf.org/share-buttons/">[?]</a></small><div id="sharepost" style="padding-top:10px;" ><a href="mailto:?subject=HIDIR KÖYLÜ HIDIR&#8217;IN HİKÂYESİ..&amp;body=http://www.sarkoygazetesi.com/hidir-koylu-hidirin-hikayesi.html" target="_blank"><img src="http://www.picturesurf.org/img/shreml.png" alt="" /></a>&nbsp;&nbsp;<a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.sarkoygazetesi.com/hidir-koylu-hidirin-hikayesi.html" target="_blank"><img src="http://www.picturesurf.org/img/shrfb.png" alt="" /></a>&nbsp;&nbsp;<a href="http://twitter.com/home?status=http://www.sarkoygazetesi.com/hidir-koylu-hidirin-hikayesi.html target="_blank"><img src="http://www.picturesurf.org/img/shrtwr.png" alt="" /></a>&nbsp;&nbsp;<a href="http://digg.com/submit?url=http://www.sarkoygazetesi.com/hidir-koylu-hidirin-hikayesi.html&amp;title=HIDIR KÖYLÜ HIDIR&#8217;IN HİKÂYESİ..&amp;bodytext=&amp;media=&amp;topic=" target="_blank"><img src="http://www.picturesurf.org/img/shrdig.png" alt="" /></a>&nbsp;&nbsp;<a href="http://delicious.com/save?v=5&amp;noui&amp;jump=close&amp;url=http://www.sarkoygazetesi.com/hidir-koylu-hidirin-hikayesi.html&amp;title=HIDIR KÖYLÜ HIDIR&#8217;IN HİKÂYESİ.." target="_blank"><img src="http://www.picturesurf.org/img/shrdel.png" alt="" /></a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sarkoygazetesi.com/hidir-koylu-hidirin-hikayesi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>BİR DELİ DUMRUL HİKÂYESİ VEYA KEŞAN TREDAŞ&#8217;TA BİR SÖYLEŞİ..</title>
		<link>http://www.sarkoygazetesi.com/bir-deli-dumrul-hikayesi-veya-kesan-tredasta-bir-soylesi.html</link>
		<comments>http://www.sarkoygazetesi.com/bir-deli-dumrul-hikayesi-veya-kesan-tredasta-bir-soylesi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 19 Dec 2010 16:29:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Hilmi DİNÇER</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hilmi DİNÇER]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sarkoygazetesi.com/?p=1068</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;ESKİDEN KIRK HARAMİLER DAĞDA GEZERDİ, ŞİMDİ ŞEHİRE İNMİŞLER&#8221; Biraz mektep medrese görmüş okuyucularım okullarında okuduğu Deli Dumrul hikâyesini; hani şu köprünün başını tutup da; geçenden bir akçe, geçmeyenden iki akçe alan Deli Dumrul&#8217;un hikâyesini umarım halâ anımsıyorlardır!. Galiba aşağıda yazacaklarım, gerek Kırkharamiler&#8217;in ve gerekse; Deli Dumrul&#8217;un çağdaş bir versiyonu olacak!. Efendim, çağdaşbir uygulama olduğuna inanarak, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2><em>&#8220;ESKİDEN KIRK HARAMİLER DAĞDA GEZERDİ, ŞİMDİ ŞEHİRE İNMİŞLER&#8221;</em></h2>
<div>
<div>Biraz mektep medrese görmüş okuyucularım okullarında okuduğu Deli Dumrul hikâyesini; hani şu köprünün başını tutup da; geçenden bir akçe, geçmeyenden iki akçe alan Deli Dumrul&#8217;un hikâyesini umarım halâ anımsıyorlardır!. Galiba aşağıda yazacaklarım, gerek Kırkharamiler&#8217;in ve gerekse; Deli Dumrul&#8217;un çağdaş bir versiyonu olacak!.</div>
<div>Efendim, çağdaşbir uygulama olduğuna inanarak, tüm faturalarımın bir banka aracılığı ile ödenmesini kabul ettim! Ancak; geçen gün kalktığımda evimizde elektrik olmadığını gördüm. Evet, önceden hiçbir uyarı yapılmaksızın, evimizin elektriği kesilmişti. Posta kutusuna baktım ve elektriğimin borçtan dolayı kesildiğini belirten bir yazı ile karşılaştım. Ve düşündüm: &#8220;Demek ki; banka bu faturamı ödememiş veya limitim yetersiz kalmış&#8221; Olur ya; gittim, borcumu Keşan Tredaş tahsilat merkezine ödedim ve elektriğimin açılmasını bekledim. Ama; içim içime sığmıyordu! Evet, bir bilgi yetersizliğim olabilir ve bankanın ödemediği bir elektrik borcum olabilirdi. Peki; bu durum bana daha önce tebliğ edilip, ben borcumu ödemeye davet edilemez miydim? Bu düşünceler ve sıkıntı içersinde Keşan Tredaş Müdürlüğüne gittim ve bir müdür yardımcısı kardeşime durumu anlattım ve yapılan işlemin yanlış olduğunu, bunu kendim adıma söylemediğimi, bu durumun bütün vatandaşları etkilediği için dile getirmek istediğimi söyleim. İşte aramızda geçen diyalog:</div>
<div>- Sayın kardeşim, ben de devlet memurluğundan gelen ve yıllarını idarecilikle geçiren bir insanım. Benim elektriğimi kesmeniz için önce bir tebligat yapmanız gerekmez miydi?</div>
<div>Müdür yardımcısı, tesadüfen o anda bulunan ve belli ki bu işte görevli bir arkadaşa:</div>
<div>- Bu sorunla ilgilenin. Dedi. Ve sorumlu:</div>
<div>- Müdür bey, biz tebligatı yaptık ve yapıyoruz. Dedi Ben de:</div>
<div>- Peki, bu tebligatınız neden benim elime geçmedi.?</div>
<div>- Tebligatları posta kutusuna koyuyoruz!</div>
<div>- Peki; ben elektrik kesme yazınızı aldım da, sizin tebligatınızı niye alamadım? Ayrıca bu ülkede geçerli olan bir tebligat kanunu var. Elektriğimi kesmeye veya açmaya geliyorsunuz da; bir tebligat yapmak için kapıma neden gelemiyorsunuz? Demek ki hiçbir tebligatta bulunmuyorsunuz! Görevli.</div>
<div>- Müdür bey, biz tebligatları posta kutusuna koyuyoruz ama; yerlere atıyor ve yırtıyorlar. İlgiliye ulaşmıyor. Hocamın da öyle bir durumu olmuştur! Yani: Görevli, örtülü olarak şunu söylüyor; &#8220;Biz bu belgelerin (yazar notu: gerçekte hiç gönderilmiyor) ilgililere ulaşmayacağını biliyoruz ama; usulen gönderiyoruz!&#8221; Görevlinin bu yanıtına müdür yardımcısı bir balığa atlar gibi atladı ve:</div>
<div>- Bize gelen emirlere göre; ihbarnameleri posta kutusuna koyuyoruz. Emir böyle!..</div>
<div>- Peki  kardeşim,  bu emir  nerede  yazıyor? Bana gösterebilir misin? Ayrıca; Keşan&#8217;da kaç dairede posta kutusu var? Böyle bir saçmalık olur mu?</div>
<div>- Bize  verilen  emir böyle!  Zaten günde en az dörtyüz işlem yapmak zorundayız ve bu işi yapmaya (ihbar göndermeye) yeterli personelimiz yok.</div>
<div>Müdür yardımcısı kardeşim ağzından baklayı çıkarmıştı!.. Personel yetmezliği gerekçesiyle, günde dört yüz aboneye hukuk dışı bir işlem uygulanıyor ve bu uygulama, belki de üst makamların direktifiyle, kasten ve de &#8220;ben yaptım oldu&#8221; mantığı ile yapılıyordu.</div>
<div>- Peki; elemanlarınız yetersizse, sizler de daha az tahsilat yaparsınız ve gerekçesini genel müdürlüğe iletir ve de; personel istersiniz. Sizin personel azlığınızın bedelini bu halk ödemek zorunda mı?</div>
<div>Bu cümlenden sonra aldığım cevabı şu an yazmak istemiyorum!</div>
<div>Şimdi, her gün  hukuk&#8217;un bir yana bırakılarak, &#8220;ben yaptım oldu&#8221; mantığı ile elektrikleri kesilen ve neredeyse her gün tekrar bağlanan ve bu bağlama sonucu ve de; hiçbir hizmet üretmeden Tredaş&#8217;ın aldığı 11 TL ye dönelim: Keşan&#8217;daki günlük rakam dört yüz. Tredaş Genel Müdürü Sayın Ahmet Erdoğan&#8217;ın &#8220;Alo 186&#8243; hizmetiyle ilgili açılış konuşmasından öğrendiğimize göre: Tredaş 20bin km.karelik bir alanı kapsamakta ve hizmet alanı içersinde; 678 köy, 60 belde, 26 ilçe ve 3 il bulunmaktadır.</div>
<div>Peki; hukukun öngördüğü uygulamaları göz ardı ederek, neredeyse bir keyfiyetle abonelerinin elektriğini basit bir işlemle kesen ve sonra da; tekrar, basit işlemle bağlayan ve de; sadece Keşan&#8217;dan günde 400X10 tl = 4000 Tl kazanan bu işletmenin ay boyunca tüm bölgeden elde ettiği geliri bir düşünün. Eğer; doğru bir hesap yapmışsanız çok büyük rakamlarla karşılaşmış olmanız gerekir. Ve bu rakamlar, Tredaş şirketinin hukuku yok saymasıyla ve de keyfi yaptığı bir uygulamadan kaynaklanmaktadır.</div>
<div>Şimdi sizlerin gülümseyerek, şunu düşündüğünüzü hissediyorum: &#8220;Öyleyse; Tredaş hiçbir üretim yapmasın ve elektrik açma bağlama paralarıyla gül gibi geçinir gider&#8221; Vallahi, ben de kanaatimi söyleyeyim mi? Aynen size katılıyorum.</div>
<div>Eskiden okuduğumuz Kırkharamiler dağlarda gezer ve halkı soyarlardı!. Şimdi kırk haramiler şehre inmiş! Artı; Deli Dumrul gibi; geçenden bir akçe, geçmeyenden iki akçe alıyorlar. Veya; bir diğer bir halk sözüyle: &#8220;Bir koyundan iki deri çıkarıyorlar&#8221; Peki; bu nereye kadar sürer? Hukuk düzenin hakim olmasına kadar sürer.. Peki; konumuzla ilgili hukuk mevzuatı ne diyor? Hadi biraz bilgiçlik taslayalım ve hem soyulan halkımıza hem de; halkın soyulmasına farkında olmadan veya üstlerinin emirleri gereği, bilerek aracı olan yönetici kardeşlerimize bir ders verelim:</div>
<div>Borçlar Kanunu</div>
<div>B &#8211; BORÇLUNUN TEMERRÜDÜ                                               .</div>
<div>I: ŞARTLAR                                                                                   .</div>
<div>Madde 101 &#8211; Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtariyle, mütemerrit olur.</div>
<div>Borcun ifa edileceği gün müttefikan tayin edilmiş veya muhafaza edilen bir hakka istinaden iki taraftan birisi bunu usulen bir ihbarda bulunmak suretiyle tesbit etmiş ise, mücerret bugünün hitamı ile borçlu mütemerrit olur.</div>
<div>(YANİ İHTAR GÖNDERMEDEN BORÇLU MÜTEMERRÜT DURUMA DÜŞMEZ DENMEK İSTENİYOR.)</div>
<div>Şimdi gelelim tebligat kanununa:</div>
<div>Tebligat Kanunu</div>
<div>DAVETİYENİN İHTİVA EDECEĞİ KAYITLAR:</div>
<div>Madde 9 &#8211; Davetiye aşağıdakı kayıtları ihtiva eder:</div>
<div>1. Tarafların ve varsa  kanuni  temsilci  ve  vekillerinin  ad ve soyadları ile ikametgah veya mesken yahut iş adreslerini,</div>
<div>2. Anlaşılacak şekilde kısaca tebliğin mevzuunu,</div>
<div>3. Davet edilen şahsın hangi mercide ve hangi gün ve saatte hazır bulunması lazımgeldiğini ve bu merciin yerini,</div>
<div>4. Kanunlarına göre davetiye ve celpnamelere derci icabeden</div>
<div>sair hususları,</div>
<div>5. Davetiyeyi çıkaran merciin mührünü ve mahkeme başkatibinin ve diğer mercilerde salahiyetli memurun imzasını.</div>
<div>Tebligat kanunu:</div>
<div>BİLİNEN ADRESTE TEBLİGAT:</div>
<div>Madde 10 &#8211; Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır.</div>
<div>(BİZZAT ŞAHSA YAPILIR)</div>
<div>AYNI KONUTTA OTURAN KİŞİLERE VEYA HİZMETÇİYE</div>
<div>TEBLİGAT:</div>
<div>Madde 16 &#8211; (Değişik madde: 19/03/2003 &#8211; 4829 S.K./2. md.)</div>
<div>Kendisine tebliğ yapılacak şahıs adresinde bulunmazsa tebliğ kendisi ile aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır.</div>
<div>TEBLİĞ İMKANSIZLIĞI VE TEBELLÜĞDEN İMTİNA:</div>
<div>Madde 21 &#8211; (Değişik madde: 06/06/1985 &#8211; 3220/7 md.)</div>
<div>Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.</div>
<div>(Ek fıkra: 19/03/2003 &#8211; 4829 S.K./5. md.) Muhtar, ihtiyar heyeti azaları, zabıta amir ve memurları yukarıdaki fıkra uyarınca kendilerine teslim edilen evrakı kabule mecburdurlar.</div>
<div>Buraya kadar tamam mı beyler? Siz bu uygulamanın neresindesiniz? Hiçbir yerinde değilsiniz! Hukuku hiçe sayarak, haksız kazanç elde etmekle meşgulsunuz! Sizin,&#8221;bize verilen emre göre biz tebligatları posta kutusuna koyuyoruz..&#8221; sözünüze uygun bir madde de aradım ve bulamadım. Ama; elektrik faturaları arkasında yazılanlardan hareketle EPDK&#8217;nın bu konuda yazdıklarını buldum. Buna göre:</div>
<div>ELEKTRİK PİYASASINDA YAPILACAK DENETİMLER İLE ÖN ARAŞTIRMA VE SORUŞTURMALARDA TAKİP EDİLECEK USUL VE ESASLAR HAKKINDA YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK</div>
<div>MADDE 1  28/1/2003 tarihli ve 25007 sayılı Resmî Gazete&#8217;de yayımlanan Elektrik Piyasasında Yapılacak Denetimler ile Ön Araştırma ve Soruşturmalarda Takip Edilecek Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 25 inci maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</div>
<div>&#8220;Kararların tebliği ve para cezalarının tahsili</div>
<div>MADDE 25  Kurul Karar örneği, hakkında soruşturma yapılan ilgili gerçek veya tüzel kişiye tebliğ edilir. İdari para cezalarının süresi içerisinde ödenmemesi halinde, cezanın ilgili vergi dairesi aracılığı ile tahsili sağlanır.</div>
<div>Kurul kararlarına karşı kararın tebliğinden itibaren süresi içinde Danıştaya başvurulabilir.</div>
<div>Kurulca kamuya açıklanması uygun görülen kararlar, ilgili tarafın ticari nitelikli sırlarını ifşa etmeyecek şekilde kamuya duyurulur.&#8221;</div>
<div>MADDE 2  Aynı Yönetmeliğin 22 nci maddesi yürürlükten kaldırılmıştır.</div>
</div>
<strong>Share this Post</strong><small><a alt="" href="http://www.picturesurf.org/share-buttons/">[?]</a></small><div id="sharepost" style="padding-top:10px;" ><a href="mailto:?subject=BİR DELİ DUMRUL HİKÂYESİ VEYA KEŞAN TREDAŞ&#8217;TA BİR SÖYLEŞİ..&amp;body=http://www.sarkoygazetesi.com/bir-deli-dumrul-hikayesi-veya-kesan-tredasta-bir-soylesi.html" target="_blank"><img src="http://www.picturesurf.org/img/shreml.png" alt="" /></a>&nbsp;&nbsp;<a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.sarkoygazetesi.com/bir-deli-dumrul-hikayesi-veya-kesan-tredasta-bir-soylesi.html" target="_blank"><img src="http://www.picturesurf.org/img/shrfb.png" alt="" /></a>&nbsp;&nbsp;<a href="http://twitter.com/home?status=http://www.sarkoygazetesi.com/bir-deli-dumrul-hikayesi-veya-kesan-tredasta-bir-soylesi.html target="_blank"><img src="http://www.picturesurf.org/img/shrtwr.png" alt="" /></a>&nbsp;&nbsp;<a href="http://digg.com/submit?url=http://www.sarkoygazetesi.com/bir-deli-dumrul-hikayesi-veya-kesan-tredasta-bir-soylesi.html&amp;title=BİR DELİ DUMRUL HİKÂYESİ VEYA KEŞAN TREDAŞ&#8217;TA BİR SÖYLEŞİ..&amp;bodytext=&amp;media=&amp;topic=" target="_blank"><img src="http://www.picturesurf.org/img/shrdig.png" alt="" /></a>&nbsp;&nbsp;<a href="http://delicious.com/save?v=5&amp;noui&amp;jump=close&amp;url=http://www.sarkoygazetesi.com/bir-deli-dumrul-hikayesi-veya-kesan-tredasta-bir-soylesi.html&amp;title=BİR DELİ DUMRUL HİKÂYESİ VEYA KEŞAN TREDAŞ&#8217;TA BİR SÖYLEŞİ.." target="_blank"><img src="http://www.picturesurf.org/img/shrdel.png" alt="" /></a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sarkoygazetesi.com/bir-deli-dumrul-hikayesi-veya-kesan-tredasta-bir-soylesi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>TRAKYA BÖLGE KALKINMA AJANSI VE SAYIN HELVACIOĞLU</title>
		<link>http://www.sarkoygazetesi.com/trakya-bolge-kalkinma-ajansi-veya-bolge-kalkinma-ajanslari-ve-sayin-helvacioglu.html</link>
		<comments>http://www.sarkoygazetesi.com/trakya-bolge-kalkinma-ajansi-veya-bolge-kalkinma-ajanslari-ve-sayin-helvacioglu.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 24 Oct 2010 18:05:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Hilmi DİNÇER</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hilmi DİNÇER]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sarkoygazetesi.com/?p=399</guid>
		<description><![CDATA[Cevap yok… Yaklaşık bir ay sonra 10.09.2009 tarihli aşağıdaki yazımı yazdım. MEĞER KAYBOLAN &#8220;KAYIP CENNET&#8221; DEĞİL İDARECİLERMİŞ!&#8230; Dikkatli okurlarım anımsayacaklardır, bundan önce bilgi almak amacıyla iki yazı yazmıştım…    Birincisi; Gökçetepe Orman Kampı&#8217;nın hizmete açılmasıyla ilgiliydi… Sezon geçti  yöneticilerden tık yok!&#8230; İkincisi; Bölge Kalkınma Ajansları&#8217;nın durumu ile ilgiliydi…Yöneticilerden tık yok!&#8230;. Bana öyle geliyor ki; sadece kaybolan &#8221; Kayıp [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="_mcePaste">Cevap yok… Yaklaşık bir ay sonra 10.09.2009 tarihli aşağıdaki yazımı yazdım.</div>
<div>MEĞER KAYBOLAN &#8220;KAYIP CENNET&#8221; DEĞİL İDARECİLERMİŞ!&#8230;</div>
<div id="_mcePaste">Dikkatli okurlarım anımsayacaklardır, bundan önce bilgi almak amacıyla iki yazı yazmıştım…    Birincisi; Gökçetepe Orman Kampı&#8217;nın hizmete açılmasıyla ilgiliydi… Sezon geçti  yöneticilerden tık yok!&#8230; İkincisi; Bölge Kalkınma Ajansları&#8217;nın durumu ile ilgiliydi…Yöneticilerden tık yok!&#8230;.</div>
<div id="_mcePaste">Bana öyle geliyor ki; sadece kaybolan &#8221; Kayıp Cennet Gökçetepe&#8221; değil, gerçekte kaybolanlar idarecilermiş!&#8230;</div>
<div id="_mcePaste">Ben bunu biraz geç fark ettim!..                                         .</div>
<div id="_mcePaste">Şimdi, öyle zannediyorum ki; sizlerde benim gibi düşünüyor ve diyorsunuz ki: &#8220;Yahu seni dinleyen kim? Ateş olsan, cürümün kadar yer yakarsın!..&#8221;    Ama;  olsun, ben;  vatandaşımızın  bilgi alma isteğini dillendirdiğim için mutluyum ve bu yazılarımı, bir gün yeri ve zamanı geldiğinde sayın yöneticilerimize! tekrar sunmak üzere, cebime koyuyorum!..                                 .</div>
<div id="_mcePaste">Gene cevap yok!&#8230;</div>
<div id="_mcePaste">Daha sonra; değerli bir öğretim üyemizin konuya ilişkin bir yazısını yayınladım ki; bu yazıyı biraz sonra tekrar sizlere sunacağım…</div>
<div id="_mcePaste">Gene cevap yok!&#8230;.                                                        .</div>
<div id="_mcePaste">Ve… günümüze kadar geldik&#8230;&#8221;Trakya Bölge Kalkınma Ajansı&#8221; Keşan Şoförler ve Otomobilciler Odası toplantı odasında değil de; Keşan Ticaret ve Sanayi Odası&#8217;nın toplantı salonunda bir toplantı yaptı. Yani; çalışmalar halkımızı bilgilendirmeden yavaş yavaş bir kervan misali sürdürülüyordu!.. Şimdi: Gel de yazma!.. Yapılan toplantı ve biraz sonra aşağıda sunacağım bilgi, bu ajansın Türkiye&#8217;deki tüm ticaret odalarıyla bir bağlantısı olduğunu açıkça ortaya koyuyordu. Bağlantısı var çünkü: Bu ajanslarla ilgili olarak kabul edilen, 25.01.2006 tarih ve 5449 sayılı kanunun yönetim kurulu ile ilgili 10. Maddesine bir bakalım:</div>
<div>Yönetim kurulu        MADDE 10  Yönetim kurulu, ajansın karar organıdır. Yönetim kurulu, tek ilden oluşan bölgelerde vali, büyükşehir belediye başkanı, il genel meclisi başkanı, sanayi odası başkanı, ticaret odası başkanı ile kalkınma kurulu tarafından özel kesim ve/veya sivil toplum kuruluşlarından seçilecek üç temsilciden; birden fazla ilden oluşan bölgelerde il valileri, büyükşehir belediye başkanları ve ya büyükşehir olmayan illerde il merkez belediye başkanları, il genel meclisi başkanları ve her ilden birer kişi olmak kaydıyla ticaret ve sanayi odası başkanlarından oluşur. Ancak, birden fazla ilden oluşan bölgelerdeki illerde; ticaret ve sanayi odalarının ayrı ayrı kurulmuş bulunması halinde, yönetim kurulunda yer alacak temsilci Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Yönetim Kurulu tarafından belirlenir.</div>
<div id="_mcePaste">Bu madde açıkça gösteriyor ki; Ticaret Odalarını da içine alan Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği fiilen ajans yönetimleri içersindedir ve söz sahidir. Ve samimiyetle söyleyeyim: Ben şahsen, Sayın Helvacıoğlu&#8217;nun bu ajansın yönetim kuruluna atanmasını bekliyordum.     Olmamış!.. Edirne TSO Başkanı Sayın Cemil Güler atanmış!.. İhtimâl; Helvacıoğlu da bir beklenti içersine girmiştir ve dolayısıyla ajanslar hakkında kabaca da olsa bir bilgisi olması gerekir.</div>
<div id="_mcePaste">Peki; bu durum karşısında ben ne yapmalıydım? Bilgi almak için; Ahır Köylü Üzeyir Kâhya&#8217;ya mı gitmeliydim?!..                                                Neyse; bu günlük bu kadar yeter. Dilerseniz yarın devam edelim… Sevgilerimle…</div>
<strong>Share this Post</strong><small><a alt="" href="http://www.picturesurf.org/share-buttons/">[?]</a></small><div id="sharepost" style="padding-top:10px;" ><a href="mailto:?subject=TRAKYA BÖLGE KALKINMA AJANSI VE SAYIN HELVACIOĞLU&amp;body=http://www.sarkoygazetesi.com/trakya-bolge-kalkinma-ajansi-veya-bolge-kalkinma-ajanslari-ve-sayin-helvacioglu.html" target="_blank"><img src="http://www.picturesurf.org/img/shreml.png" alt="" /></a>&nbsp;&nbsp;<a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.sarkoygazetesi.com/trakya-bolge-kalkinma-ajansi-veya-bolge-kalkinma-ajanslari-ve-sayin-helvacioglu.html" target="_blank"><img src="http://www.picturesurf.org/img/shrfb.png" alt="" /></a>&nbsp;&nbsp;<a href="http://twitter.com/home?status=http://www.sarkoygazetesi.com/trakya-bolge-kalkinma-ajansi-veya-bolge-kalkinma-ajanslari-ve-sayin-helvacioglu.html target="_blank"><img src="http://www.picturesurf.org/img/shrtwr.png" alt="" /></a>&nbsp;&nbsp;<a href="http://digg.com/submit?url=http://www.sarkoygazetesi.com/trakya-bolge-kalkinma-ajansi-veya-bolge-kalkinma-ajanslari-ve-sayin-helvacioglu.html&amp;title=TRAKYA BÖLGE KALKINMA AJANSI VE SAYIN HELVACIOĞLU&amp;bodytext=&amp;media=&amp;topic=" target="_blank"><img src="http://www.picturesurf.org/img/shrdig.png" alt="" /></a>&nbsp;&nbsp;<a href="http://delicious.com/save?v=5&amp;noui&amp;jump=close&amp;url=http://www.sarkoygazetesi.com/trakya-bolge-kalkinma-ajansi-veya-bolge-kalkinma-ajanslari-ve-sayin-helvacioglu.html&amp;title=TRAKYA BÖLGE KALKINMA AJANSI VE SAYIN HELVACIOĞLU" target="_blank"><img src="http://www.picturesurf.org/img/shrdel.png" alt="" /></a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sarkoygazetesi.com/trakya-bolge-kalkinma-ajansi-veya-bolge-kalkinma-ajanslari-ve-sayin-helvacioglu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

